Doğu Türkistan Her Zaman Gündemde Tutulmalı

Doğu Türkistan her gün ama her gün gündeme getirilmeli. Doğu Türkistan’da bir insanlık suçu işleniyor. İşkencenin en ağırını dile getirmek için “Çin İşkencesi” tabiri kullanılır.

Dünya cidden böyle bir işkence görmedi. Birgün biri geliyor ve bundan sonra burada sizinle yaşayacağım diyor. Buna neresinden yaklaşırsanız yaklaşın, nasıl değerlendirirseniz değerlendirin, işkence tabiri dahi hafif kalıyor.

O evde sizin karınız var, kızınız var hiç farketmiyor. En ufak bir şikayet etme hakkınız yok. Bu bir.

Bebeklere doğar doğmaz el konuluyor ve o bebek bir kaç yaşına geldiğinde annesinin, babasının konuşmasından bir şey anlamıyor. Bir Çinli olarak yetiştiriliyor. Bu iki.

Camilere gençler gidemiyor. Orta yaşlılar gidemiyor. Cuma namazına gitmek isteyenler fişleniyor ve kamplara sürgün ediliyor. Bu üç.

İşkence yaşamamak için genç kızlar Çinlilerden daha beter hallere bürünüyor. Bir çoğu Çince klip çekip kendini saklamaya çalışıyor. Bu dört.

Ülkemizde bu işkenceler ne zaman gündeme getirilse, Amerikan oyunu diye bu işkenceler hafifletiliyor ya da menfi bakılmasına neden olunuyor. Bunu söyleyenlere Birleşmiş Milletler tutanaklarını gösterin. Kaç tane kamp kurulmuş. Bu kamplarda bir milyondan fazla Doğu Türkistanlı işkenceden geçiriliyor hepsini okuyacaksınız, görceksiniz.

Biz birçok işi devletten beklediğimiz gibi bu konuda da devletten adım atmasını bekliyoruz. Devlet adım attığında da dünyadaki bütün ülkelerle kavgalıyız söylemine geçiliyor. Hükümet, devlet adım atar ya da atmaz o benim meselem değil.

Ben bir Müslüman Türk olarak; Müslüman Türk olan Doğu Türkistanlı kardeşlerime ne yapıyorum? Onların yerine bir an kendimi koyabiliyor muyum?

Onların acısını bir an hissedebiliyor muyum? Yoksa duygularım mı köreldi? Hislerim mi nasır tuttu?

Yazının içinde belirttiğim gibi birilerine paslayarak yarın Allah’ın huzuruna çıkamayız. Efendim bizi şunlar yönetiyordu onlar hiç adım atmadı bahanesi bizi hiç bir yere götürmez.

Sözün özü yukarıdakiler sadece dört başlık daha niceleri var ve insanın midesi kaldırmıyor. Zorla domuz eti yedirmek bunlardan bir diğeri.

Bize düşen sağa ve sola bakmadan bu yapılan işkence ve zulümleri her fırsatta dile getirmek. Her yerde paylaşmak. Yazabilenlerimiz köşelerinde yer vererek, hatiplerimiz her konuşmalarında dile getirerek. Ya elimizle, ya dilimizle, ya da kalbimizle buğz ederek yüzyılın işkencesine dur demeliyiz.

Bu belki rahatımızı bozacak. Gülüp oynarken bir anda bizi sarsacak ama unutmayın; bize insanlığımızı hatırlatacak.

Ben inanıyorum ki, sürekli gündemde tutulması belki bu işkenceyi yapanların kalbini yumşatacak. Onlara da kaybolan insanlıklarını hatırlatacak.

Biz yeter ki nefesimizle, ruhumuzla, kalbimizle aynı yere bakalım. Bizi gören, bizi var eden, bizi yaşatan elbette bizi ve Doğu Türkistanlı kardeşlerimizi görecek, duyacak ve müdahale edecek.

Yeter ki biz üzerimize düşeni yapalım. Gerisi O’na ait. Selam ve dua ile…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir